sibiryada göçün özeti

Konfiçyüs der ki :

Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.

*Birincisi "akıl yürüterek" ki en saygı değeridir.

*İkincisi "benzeterek" ki en kolayıdır.  

*Üçüncüsü "tecrübeyle" ki en acısıdır

                                    sibiryadan  türkiye  ye  hicret


sibirya   ovasının idil ural  bölgesinde  yaşayan  tatarlara   istanbulda  bulunan abdürraşit  ibrahim in  yazdığı  mektup da  osmanlıya  kazandan  kırımdan  çeçenyadan iltica  edenler  var  vakit  geç olmadan  sizde  islam  beldesine  iltica  edin  nedenine  gelirse  yakın  zamanda  Rusya  da   devrim olacak   devrim oldukdan  sonra  belirli  olan haklarınızı  yeni  gelecek  hükümet  tanımayacak  ve  böylelikle  zor durumda  kalacaksınız  
       bu  mektup un vermiş olduğu  mesaja  istinaden   tara nın  yana  avıl  köyün den    yuvan baş  muhammet   akrabaları  olan  yakınında  bulunan  çarnalı  ülengöl     otlugöl  yılanlı  kumuslu   tozkazgan  karagöl  gibi  köylerin  ihtiyar heyetini  bir araya  toplayarak  bu  mektupun  değerlendirmesini  yapmaları  ve  kendinin    islambola  {istanbul a}   hicret  edeceğini   bildirir
     bu  bildirgeye  karşı  çıkanlar  hicret  etmeye  rıza  göstermezler  iltica  etmek  isteyenler   belirli  belgeler   ilen  yuvan baş  muhammete  müracaata   bulunarak   hicret  için  rus  hükümetinden  gelen    ruhsat  belgesi  1907  yılının kasım ayında  hicret  edebilirsiniz   denmekdedir.
      rus  hükümetinden gelen olumlu yanıttan  sonra  hicret  edecek olanlar  mallarını  satarak  ihtiyacı olan eşyaları  yanına  alarak   sibiryanın  soğugunu  ve sıkıntıları  göze  alarak  yola  çıkarlar
         ecdamızın dilinden  hicret
  birgün önceden  hazırlamış olduğumuz  eşyalarımızı   at  kızaklarına  yerleşdirerek  sabahdan  yola   çıkmak   yana  avıl  köyünün camisinin ününde  toplanarak  kalacak olanlar ilen bir daha  hiç  görüşmemek üzere  toplandık   ve  bizim  gibi  gidecek olan  köyler  ile  belirli  saatte   onlar ile  birleşerek  omskiye  hareket  edilecekdi  .
     köyde  kalacak olanlar ile  görüşme  faslı  başladığında  herkes  en  sevdiğine  sarılarak  ağlamaya  başladı  ağlama  sesleri  en katı  yürekli  olan  ben ağlamam  diyeni  bile  ağlıyor  idi  insanların ağlaması  bir  yana  birde  ne  göreyim   beslediğimiz  hayvanlar bile  gözlerinden yaş akarak  ağlıyor idi  bu  hayvanların ağlaması  hicret edecek olanların  onlarla  ilgilenerek  o  güzelim kediler  köpekler  ve inekler ile  vedalaşarak   helalleşdiler.  yürekleri  dağlayan bu  ayrılıkdan  sonra  kalacak olanların   yakınları  veya  gençleri  uzatmak üzere  235  çağırım {km}olan  omskiye   hareket  eddiler  hareket  başladığında  kedilerin  damlarda  miyavlaması  ineklerin ahırda   seslenmeleri
ve  bir birleri  ilen devamlı  hırlaşan köpeklerin  bu  hırlaşmayı  bir yana  bırakarak  sahiplerinin  uzak  diyara  giddiğini  bilmişcesine  belirli  bir  uzaklığa  kadar  eşlik ederek   ve  mahzun gözlerlen  sahiplerine  bakarak    ulumaya  başlamaları   hicret  edecek olanları  duygulandırarak   bu  ulumalara  cevapları   ağlıyarak  vermiş  helallik  dilemişler  ve  bu  bizim  ecdadımızda  bu  olaydan sonra   adet  olarak  köyümüzde   belirli aileler  kesecekleri  hayvandan  ve besleyip  satılacak olan hayvandan  helallik  dilemişlerdir.
          omskiye  köylerimiz  uzak olduğu  için  köyden at  kızağı ile   yola  çıktık
beş altı  gün  sonra  omskiye  vardığımızda  hali hazırda  tren  gelmemiş  bir  kaç  gün  beklememiz  söylendi .  omskideki   bulunan  metebay  isminli
 zat ı muhterem  bizleri  belirli  hanlara  yerleşdirerek  trenin  gelmesini  beklemeye  başladık 
       kasım ayında yavaş  yavaş  kış  kendini  belli etmeye başlaması ile  hicret  edecek olanlar arasında  hastalık  ve  keyif sizliklerde  zuhur etmeye başladı  geldiğimizden  on onik gün sonra   ternin geldiği  ve hazırlıkların biran önce  bitirilerek  trenin hareketi  belirlendi   ve  bu  hareket anını  ve  hicretin başlangıçını  Yuvanbaş Muhammet  bu  şiir ile  anlatmıştır.
              .Noyabir  cıstası  onunda
             Sefer  günübüs  yitti
            İçer tustamıbıs
           Namasdiğer  vaktı  büttü
diyerek  ikindi  vakti  trenin  hareket  etmesiyle  yeni  bir  ufuklara  yelken  açan  tatarların   hüznü  vatanından  ayrılmaları    yürekleri dağlayan  ağıtları  sibirya  ovasında  dilden  dile  türkiye  nakşedilmeye islambol  nasıl bir  memleket  niye  giddiler  diye  sibiryada  yaşayan  tüm  milletleri heyacanlandırmış  tı
         1900 lü  yıllarda  ternin saatteki  hızı  25  km olarak  tarih  de  yerini  alması  ile  ve 1900 lü  yıllarındaki  trenin konforu  göz  önüne  alındığında   yolculuğun ne  kadar vahim olduğu  kendini  belli etmeye  başlamıştı
 ve terene  binildiğinden itibaren     gençler   ve  belli  yaş ortalamasına  göre  görev  dağılımı olmuş   ve milleti  bir  araya  toplamanın    gayreti  ile  birlik beraberlik  içinde  yol arkadaşlığının  önemini  aşılamaya  ve  vatan  hasretini  dindirecek  masal  ve  hikaye  anlatacak  dilbaz  kimseler  vagonlarda   belli  konular  bularak  bu  hicretin  ne kadar önemli olduğunu anlatmaya  başlamışlardı.  12   yaş  üzeri  gençlerede  görev olarak  tren istasyonda  durar durmaz  hemen trenden atlayarak etrafa  dağılmak    ve süratli  bir  şekilde  su aramakdı    su  boldukları  vakit  ıslık çalarak biribirlerine  haber  vermek  sureti  ile  trende  bulunan yol arkadaşlarının  su  temini  gidererek  su  temin ediyorlardı.  ve  yol yorgunluğu  ihtiyalarda  ve  zayıf olan tatarlarda   kendini  belirli ölçüde  yavaş  yavaş  belli olmaya  başlaması ile  ölüm  vakaları  zuhur etmeye  başlamıştı  tatarların  sinirleri  gerilmeye  ve  bu  cenazeleri  nasıl olurda  bu  gayri  müslüm olan beldelerde  defnede  biliriz  diye  biri biri  ile  tartışmaya  ve  bazı  kendini  bilmezler  bu  olaylardan  mana çıkararak  bu  hicrete  sebeb olanları yaylım ateşine  tutuyorlardı.  ve  tatar  macirlerin  okuma  oranı  islami  bilgileri  %  85 - 90  ornında olması  bu  cenaze  olayını  müjdeleyici  bir  haberle  bunlara  bildirmişlerdi  ölenlerin    şehadet  mertebesi  ile  haber  verilmesi   trende olan tatarların moralmen doruklara  çıkarmış  ve  bu  ölen yakınları  için hatimler  okunarak  bu   şehitlerin şefaatine  nail eyle diye  allah a dua  ediyorlardı  ve  trenin istasyonda  bekleme  süresi   görevlilerden alınan bilgi  doğrultusunda  tefin işlemi  yapılarak  bu  şehitler  için  son görevlerini  yaşlı  gözler  ile   yaparlardı.
         ve  zaman geldi    hicret eden tatarlar   cenazelerini     vaklitlerinin   kısıtlı  olması  nedeni  ile istasyonda  bulunan   rus görevlilere  ücret  mukabilinde  para  vererek   cenazenin yıkama  ve  kefenleme   ve  kabre  koyma  işini  tarif ederek   bu  şekilde  yollarına  devam etmişlerdir.
      
   omskiden  çıkan trenin  rotası  ufa  moskova   kiev  odesa  olmuştur.
bunun gibi   soğuk ve hastalıklara  gögüs  gererek   odesa   geldiklerinde  hemen  bir  kaç  kişi  limana  vararak   istanbul a  gidecek olan  vapur  gelip  gelmediğini  sordukları  vakit  henüz  gelmedi  birkaç  günden  gelir  cevabını alınca  tatarlar  hemen istasyona  vararak   vapurun  birkaç  günde  geleceğini bildirmeleri  üzerine  köylerin  kendi  aralarında  seçmiş oldukları  liderlerinin  han   bulrak   yol  yoldaşlarını  hanlara  yerleşdirerek  istanbul dan  gelen vapuru   beklemişlerdir   ve  odesada  onbeş  gün    karadenize  bakarak   istanbuldan gelecek  vapuru  beklemişlerdir .  bu  göç  hakkında  erol şimşek  bey  böğrüdelik   destanı  diye  güzel  şiir  ile anlatmış tır.
        
                             Göçtü bir halk Sibirya dan, Bindokuzyüz başlarında.
                              Kalan kardeş dost hayali, Akıp gitti yaşlarında.
                              Tren idi bindikleri, çoğu hayvan vagonları.
                              Ağır ağır yol aldılar, Belki bir güz aylarında
               Daldılar seyre pencereden, Sibirya’nın ovalarına.
              Düşlediler kalan yurdun, ak bulutlu havaları.
             Bıçak açmaz ağızları, söz etmedi ağaların.
            Biran durdu dimağları, anaların babaların
                        Sibirya’nın ovaları, gitmek ile bitmezdi.
                       Menziline varmak için, bunca cefa yetmezdi.
                      Hür olmaktı sonu bunun, kimler sabır etmezdi.
                       Sabır kula gerekmese, elbet hüda vermezdi.
     on  onbeş  gün   sonra  istanbuldan  gelen arapyan isimli vapurlar ile  istanbula  hareket  başlamış  ve  karedeniz e  açılan  tatarları  yine  soğuk  ve  hastalık kırıp geçiriyordu   bu  olaylar dan   dolayı  şu  şarkıyı  şöylemişlerdir
                                ultırdım  giminin  ay  dürüne
                                 karadımlay  suvnın dıpine
                                suv dıplerinde   hiç ara  yuk
                                allam  yazgan işge  çare  yuk
diye  şarkıyı  halen köyümüzde  söylenmekdedir.  ve  cenazelerini  kefenleyip  kara denize  bırakmışlar ve  geminin  vermiş ol  dalgalar  cesetleri  beraberinde   sürüklemeye  başlaması  ile  kadınları  ve ufak  çocukları  güverteye  çıkarmamışlar  ta  ne  zamanki  gemi  anadolu kavagı  rıhtımına demir atmaya  başlaması ile  cesetler  suya  gömülmeye  başlamış  ve  bunada  şu  yorumda bulunmuşlardır islam beldesinde  gömülmek en büyük   duaları  idi  allah  dualarını kabul etti .10  kasım 1907  de omskyden  çıkan tatarlar 
1 ocak 1908  anadolu kavagına ayak basmaları  ile  türk  vatantaşı olan tatarlar 
belirli  yıllar askerden muaf oolan tatarlar  cihan harbi  ve  kurtuluş savaşlarının başlaması ile  muaf oldukları  halde  gönüllü askere  giderek  32  şehit  ve  belirli sayıda  gazi  vermişler  ve   harpli  yıllarda  kadın kız  kızan  herkes yediden yetmiş yediye    görev  taksimi  yaparak  türk askerine  ekmek ihtiyacını karşılamak  sureti ile  mustafa  kemal atatürk den  övgü almışlardı harpten sonra   türkiye  cumhuriyetinin vermiş olduğu  gazilik maaşını  türk ulusuna  armağan ederek  bundan daha  güzeli olmaz diyerek  
                                                       

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !